Menopoz ve Anksiyete

Share

Anksiyete (bunaltı, kaygı, sıkıntı) bir anlamda doğumda ilk nefes alış, anneden ilk ayrılışla başlayan, daha sonra çeşitli stres durumları veya bedensel olaylarla tetiği çekilen, korkuya benzer nahoş bir duygudur. Anksiyete herzaman tehlikeli ve hastalıklı değildir. Bazen anksiyete, kişiye farkında olmadığı ama bir şekilde hissettiği içsel bir tehlikeyi işaret eder. Bu kaygı sevilen birinin kaybı, ayrılık, cezalandırılma, sevilip onaylanmama, başarısız olma, kontrolünü kaybetme hastalanma ve ölüm korkularına ilişkin olabilir. Yani anksiyete bireyin hayatında meydana gelen bazı durumların kendisinde bir iç çatışma yarattığını kişiye duyurur. Böylece psikiyatrik yardım arayışına yönelterek onu sıkıntıya sokan çatışmalı durumları araştırması ve çözmesine zemin hazırlar.

Anksiyetenin yukarıda sözedilen duygusal-düşünsel boyutu olduğu kadar, kendini adeta bir beden hastalığı gibi göstermesine neden olan bedensel boyutu da vardır. Bu bedensel belirtiler çarpıntı, terleme, titreme, sıcak soğuk basmaları, ağız kuruluğu, karında rahatsızlık hissi, irkilmeler şeklinde ortaya çıkar.

Öte yandan, anksiyete eğer kişinin gündelik yaşamında kesinti yaratacak, onu zorlayacak derecedeyse bu artık koruyucu, uyarıcı bir sinyal olmaktan çıkıp, bir rahatsızlık belirtisi haline gelir. Anksiyetenin ön planda olduğu ruhsal rahatsızlıklar “Anksiyete Bozuklukları” grubu olarak sınıflandırılır. Anksiyete bozuklukları arasında ani ortaya çıkan, durdurulamayan panik krizlerinin ön planda olduğu Panik Bozukluğu ve karamsarlık, ağrılar ve sürekli bir gerilim ve olumsuz beklenti halinin yaşandığı Yaygın Anksiyete Bozukluğuna sık rastlanır.

Anksiyete bozuklukları kadınlarda erkeklere oranla daha sık görülür. Bunun nedenleri arasında bazı ailevi ve bedensel yatkınlıklar olduğu kadar, özellikle kız çocuklarının yetiştirilme tarzlarının etkili olduğu, etkin sorun çözmeye, güvenli davranışa yeterince özendirilmeyişlerinin payı olduğu bilinmektedir. Dış dünyanın, hatta bazen ev ortamının bile kadınlar için daha tehlikeli olduğu duygusu hem olumsuz yaşam olayları ile hem de aile tarafından pekiştirildikçe anksiyete yaygınlığı daha da belirginleşmektedir.

Kadında çocuk doğurma özelliğinin durması anlamına gelen menopoz döneminde bazı ruhsal sorunlar da ortaya çıkar. Bu durum östrojen hormonunun azalmasıyla açıklansa bile, diğer faktörleri de gözönüne almak gerekir. Toplumsal ve kültürel etkenler, kadının ve ailesinin yapısı, kadının menopoz öncesi yaşamındaki olumlu ve olumsuz olaylar ve kişilik özellikleri de menopoz dönemine ve bu dönemde yaşanan ruhsal sorunlara rengini verir. Bu bakımdan menopoz sonrası ortaya çıkan bedensel ve ruhsal sorunlara hormon replasmanı, ruhsal dengeleyici ilaçlar önerilirken psikosoyal tedavi yöntemleri de ihmal edilmemelidir.

Menopoz sonrası ortaya çıkan sıcak basmaları ve terlemeler bu dönemdeki kadınlarda %60 ile %90 oranında görülür. Sıcak basmaları genellikle geceleri ortaya çıktığı için uykuyu böler. Bu belirti sıkıntı ve bunaltı da yarattığı ve anksiyetenin bedensel belitilerine de benzediği için kişide bir anksiyete bozukluğunun geliştiği düşünülebilir. Bu belirti aslında vücutta östrojen eksilmesine bağlı olarak ortaya çıkan damarların büzülüp açılmasıyla ilgili bir durumdur. Bu nedenle östrojen tedavisiyle azalır. Zaten bu sıcak basmaları ve terlemeler bir yıldan sonra hafifleyerek azalır ve geçer.

Östrojen hormonunun anksiyeteyi azaltan etkisi bilinmektedir. Menopoz sonrasında ortaya çıkan anksiyete belirtileri östrojen replasman tedavisi ile düzelebilir. Eğer kişi hayatının önceki dönemlerinde bir anksiyete bozukluğu geçirmemişse, menopoz ile anksiyete bozukluğu geçirme riski yükselmez, ancak sıkıntı, bunaltı belirtileri olabilir.

Erkeklerde de yaş ilerledikçe androjen hormonlar denilen erkeklik hormon miktarında azalma ortaya çıkar. Erkeklerde bu dönemde anksiyeteden daha çok enerji azlığı, isteksizlik, durgunluk, karamsarlık gibi depresyona benzer belirtiler ortaya çıkabilir.

Doğurganlığın bittiği dönem aynı zamanda çoğunlukla emeklilik ve büyüyen çocukların evden ayrıldığı, belki bir önceki kuşağın hastalık ve kayıplarının yaşandığı bir dönemdir. Bu duygusal zorlanmalarla başa çıkmak için deneyimlerin sonraki kuşaklara aktarılması, belki torunların varlığı, kendine ve yakınlarına daha fazla zaman ayırabilme, kendini yeniden keşfedebilmenin keyfi çok işe yarayabilir.